Turk J Anaesthesiol Reanim: 45 (1)
Cilt: 45  Sayı: 1 - Şubat 2017
Özetleri Gizle | << Geri
1.
Nitrous Oxide is an Effective and Safe Anesthetic
Daniel I. Sessler
doi: 10.5152/TJAR.2017.23011  Sayfalar 1 - 2 (416 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

2.
Should we Still use Nitrous Oxide in our Clinical Practice? No!
Rolf Rossaint, Mark Coburn, Jan - Peter Jantzen
doi: 10.5152/TJAR.2017.24011  Sayfalar 3 - 5 (338 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

3.
Should we Still use Nitrous Oxide in our Clinical Practice? No! Rebuttal to Daniel Sessler “Pro Nitrous oxide”
Rolf Rossaint, Mark Coburn, Jan - Peter Jantzen
doi: 10.5152/TJAR.2017.24012  Sayfa 6 (318 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

4.
Response to Rossaint and Colleagues
Daniel I. Sessler
doi: 10.5152/TJAR.2017.23014  Sayfalar 7 - 8 (276 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

KLINIK ARAŞTIRMA
5.
Evrensel Cerrahi İnvazivlik Başlangıç Skoru (ECİBS)’nun Temel Özellikleri ve Klinik Uygulanabilirliği: Çok Merkezli Bir Pilot Çalışma
Basic Features and Clinical Applicability of ‘Preliminary Universal Surgical Invasiveness Score’ (pUSIS): A Multi-Centre Pilot Study
Peter Biro, Luc Sermeus, Radmilo Jankovic, Nesa Savi&263;, Adela Hilda Onutu, Daniela Ionescu, Daniela Godoroja, Gabriel Gurman
doi: 10.5152/TJAR.2017.77785  Sayfalar 9 - 15 (292 kere görüntülendi)
Amaç: Cerrahi işlemlerin invazivlik derecesini belgelendirmek konusunda halen evrensel olarak uygulanabilir ve kapsamlı bir skorlama sistemi eksikliği bulunmaktadır. Önerilen ‘Evrensel Cerrahi İnvazivlik Başlangıç Skoru’ (ECİBS) bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır.
Yöntemler: Sekiz tip cerrahi ve 80 müdahaleden veri elde etmek amacıyla son zamanlarda geliştirilen ECİBS’i kullandık. Sonuçlar tanımlayıcı istatistik yöntemleri kullanılarak değerlendirildi. 0 ile 10 değerleri arasında değişen bir ölçekte zorluğun derecesi ve ECİBS’i değerlendirmek için harcanan zaman rapor edildi.
Bulgular: Bireysel ECİBS değeri 8 ile (laparoskopik kolesistektomi vakası) 36 (total kalça protezi vakası) arasında değişiklik gösterdi. En düşük ortalama ECİBS değeri 11,5 olarak laparoskopik kolesistektomide ve en yüksek ortalama ECİBS değeri 24,5 olarak açık torasik ameliyatta bulundu. ECİBS değerleri ile ameliyat süresi arasındaki korelasyon sıkı bir doğrusal regrasyona neden oldu (R2=0,6419). ECİBS değerlerini elde etmek için ortalama (±SS) en düşük zorluk düzeyi sleeve gastrektomi için 1,6±0,6 iken, en yüksek zorluk düzeyi diz replasmanı için 2,9±0,6 idi. Hesaplamaları sonuçlandırmak için harcanan süre video yardımlı torakoskopi (VATS) için 4,1±1,1 dakika, sleeve gastrektomi için 9,4±1,3 dakika olarak bulundu.
Sonuç: Çalışmada ECİBS’in cerrahi girişimlerin büyüklüğü ve invazivliğinin ölçülmesi için faydalı, kolaylıkla elde edilebilir ve evrensel bir değerlendirme aracı olma potansiyelinin olduğu ve de sonuçların araştırılması için cerrahi müdahalelerin niceliklerini belirlemek ve cerrahi performansı değerlendirmek amacıyla kullanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Objective: There is still a lack of a universally applicable and comprehensive scoring system for documenting the invasiveness of surgical procedures. The proposed preliminary ‘Universal Surgical Invasiveness Score’ (pUSIS) is intended to fill this gap.
Methods: We used the recently developed pUSIS to obtain values from 8 types of surgery and 80 individual interventions. The results were analysed using descriptive statistical methods. The degree of difficulty on a scale from 0 (very easy) to 10 (extremely difficult) and time expenditures for assessing pUSIS were documented.
Results: Individual pUSIS values ranged from 8 in a laparoscopic cholecystectomy case to 36 in a total hip replacement case. The lowest median pUSIS value of 11.5 was found for laparoscopic cholecystectomy and the highest value of 24.5 was found for open thoracic surgery. The correlation between pUSIS values and the duration of surgery resulted in a tight linear regression (R2=0.6419). The lowest mean (±SD) difficulty level to obtain pUSIS values was 1.6±0.6 for sleeve gastrectomy and the highest one was 2.9±0.6 for knee replacement. The duration to finalise the calculations was 4.1±1.1 min for video-assisted thoracoscopy (VATS) and 9.4±1.3 min for sleeve gastrectomy.
Conclusion: We concluded that pUSIS has the potential to be a useful, simply obtainable and universal assessment tool for quantification of the magnitude and invasiveness of individual surgical operations and can serve as a means to quantify surgical interventions for outcome research and evaluate surgical performance.

6.
Türkiye’deki Anestezi Kliniklerinin Yüksek Etki Değerli Uluslararası Dergilerde 2005 ile 2014 Yılları Arasındaki Bilimsel Yayın Performansı: Bibliometrik Bir Analiz
Scientific Publication Performance of Turkish Anaesthesia Clinics in High Impact Factor International Journals Between 2005 and 2014: A Bibliometric Analysis
Hüseyin Oğuz Yılmaz, Rovnat Babazade, Oğuz Alp Turan, Betül Babazade, Onur Koyuncu, Alparslan Turan
doi: 10.5152/TJAR.2016.16680  Sayfalar 16 - 25 (870 kere görüntülendi)
Amaç: Uluslararası yayın etkinliklerinin ölçülmesi bilim politikalarının doğru şekilde yürütülüp yürütülmediğinin somut göstergelerinden biridir. Türkiye`nin genel bilimsel etkinlik değerlendirmelerinde yayın sayısındaki hızlı artışa rağmen yayın kalitesinde aynı artışın görülmediği bildirilmiştir. Özel olarak ülkemizdeki anestezi bilim dalının uluslararası yayın etkinlikleri henüz değerlendirilmemiştir. Çalışmamızda Türkiye`deki anestezi kliniklerinin son 10 yıl içerisindeki uluslararası yüksek kaliteli yayın üretkenliklerini değerlendirerek güncel durumu ortaya koymayı amaçladık.
Yöntemler: “Thomson Reuters InCities” ve Pubmed veri tabanlarını kullanarak, son 10 yılda Türkiye`deki anestezistler tarafından yapılan ve 2013 yılı etki değeri 1 ve üzerinde olan anestezi ve yoğun bakım konulu dergilerde yayınlanan çalışmaları listeledik. Her bir çalışmanın yayın yılını, konusunu, yöntemini, aldığı atıf sayısını ve hangi kurum tarafından yapıldığını kaydettik ve tanımlayıcı analizler yaptık.
Bulgular: Seçtiğimiz ölçütlere uyan toplam 630 yayın bulundu. Yayınların 525’i (%83) anestezi, 66’sı (%10) yoğun bakım, 39’u (%6) ağrı konuluydu. Yayınların ortalama atıf sayısı 9,90 idi. 376 kontrollü/randomize kontrollü klinik çalışma, 98 gözlemsel klinik çalışma, 66 laboratuvar çalışması, 64 vaka serisi/sunumu, 5 derleme ve 21 editöre mektup yayınlanmıştı. Yayınların %82,4’ü üniversite, %15,56’sı eğitim araştırma, %0,63’ü devlet/asker ve %1,27’i özel hastanelere aitti. En çok yayına sahip kurum Başkent Üniversitesi, en çok atıf alan kurum İstanbul Üniversitesi ve öğretim görevlisi başına en çok yayın üreten kurum Trakya Üniversitesi idi.
Sonuç: Son 10 yıl içerisinde Türkiye’deki anestezi kliniklerinin yüksek etki değerli uluslararası dergilerde yer alan yayın sayısı azalma eğilimindedir ve ortalama atıf sayısı dünya ortalamasının altındadır.
Objective: : International scientific publication productivity is a tangible indicator for the accuracy of scientific policies. The quality of scientific publications is not increasing despite the fast increase in the publication count in Turkey. The international publication activities of Turkish anaesthesia clinics have not been previously explored. Thus, we aimed to evaluate the high quality scientific productivity of Turkish anesthesia clinics within the last 10 years.
Methods: We searched for studies conducted by anaesthesiologists in Turkey within the last 10 years and published in journals listed under the medical subject categories of anaesthesiology and critical care using ‘Thomson Reuters InCites’ and PubMed databases. We recorded publication year, subject, method, citation count and origin of each paper and conducted descriptive analyses.
Results: There were 630 papers meeting our inclusion criteria. Among those, 525 (83%) were studies on anaesthesia, 66 (10%) were studies on critical care and 39 (6%) were studies on pain. The average citation count was 9.90. There were 376 controlled/randomized controlled trials, 98 observational studies, 66 laboratory studies, 64 case series/reports, 5 reviews and 21 letters to the editor. Studies were conducted by universities (82.4%), by training and research hospitals (15.56%), by state and military hospitals (0.63%) and by physicians in private practice (1.27%). Baskent University had the highest publication count, Istanbul University had the highest citation count and Trakya University had the highest publication count per faculty teaching staff.
Conclusion: The high-impact scientific productivity of Turkish anesthesia clinics is in a downward trend in the last 10 years, and the average citation count is lower than the global average.

7.
Anesteziyoloji Alanında Science Citation Index ve Citation Index-Expanded İndekslenen Dergilerde Türkiye Kaynaklı Yayınlar: Bibliografik Bir Analiz
Turkish Publications in Science Citation Index and Citation Index-Expanded Indexed Journals in the Field of Anaesthesiology: A Bibliographic Analysis
Şule Özbilgin, Volkan Hancı
doi: 10.5152/TJAR.2017.66587  Sayfalar 26 - 35 (479 kere görüntülendi)
Amaç: Bu çalışmanın amacı Science Citation Index (SCI) ve Science Citation Index Expanded (SCI-E) kapsamındaki Aneteziyoloji dergilerinde Türkiye kaynaklı yayınların değerlendirmesi ve dünya verileriyle karşılaştırmasıdır.
Yöntemler: Science Citation Index Expanded dergilerde “anesteziyoloji (anaesthesiology)” seçilerek dergilerin ISSN’lerine ulaşıldı. Institute for Scientific Information’ın (ISI) Web of Science (WoS) arama motorunda, advanced modunda “IS=ISSN numarası” yazılarak derginin tüm yayınları, “IS=ISSN numarası AND CU=Turkey” yazılarak, Türkiye kaynaklı makaleler belirlendi. Türk ve Türk olmayan yazarların birlikte çalıştığı makalelerde, sorumlu yazar Türkiye adresliyse makale çalışmaya alındı. Dergilerin katolog bilgileri, yayın yaptığı süre, toplam yayın adetleri, Türkiye kaynaklı yayınlar, impact faktörü kullanılarak ilgili derginin tüm yayınları içinde Türkiye kaynaklı yayınların % oranları ve Türkiye kaynaklı yıllık yayın ortalaması belirlendi. Ek olarak yine WoS’da, advanced modunda “SU=anesthesiology” yazılarak anestezi alanında yayınlanmış yayın sayısal bilgileri, ülke dağılımları, yıl dağılımları, konu dağılımları 1975 yılından günümüze ve son 10 yılı içerisine olacak şekilde belirlendi. Ülkelerin son 10 yıllık atıf sayıları ve h-indeksleri de ülkelere göre olacak şekilde belirlendi.
Bulgular: Türkiye Anesteziyoloji alanında en fazla yayını olan ülkeler arasında 1975’ten günümüze olan sıralamada 20., son 10 yıllık sıralamada 18. sıradadır. Ortalama atıf sayısı 4.64 olup en çok yayını bulunan 22 ülke arasında atıf sayısı en düşük 2. ülkedir. Anesteziyoloji alanında ülkemizden yayın kabul yüzdesine göre en yüksek oranda yazı kabul eden dergiler Revista Brasileira de Anestesiologia, European Journal of Anaesthesiology ve Journal of Anesthesia olarak belirlendi.
Sonuç: Anesteziyoloji alanında ülkemiz kaynaklı yayınların en yüksek oranlarda Revista Brasileira de Anestesiologia, European Journal of Anaesthesiology ve Journal of Anesthesia dergilerinde yayınlandığı, bu yayınların ortalama atıf sayısının 4.64 olduğu belirlenmiştir.
Objective: Our study aimed to assess Turkish publications in Science Citation Index (SCI) and Science Citation Index Expanded (SCI-E) indexed journals in the field of ‘anaesthesiology’.
Methods: Journals related to ‘anaesthesiology’ in the Science Citation Index-Expanded database of ‘Thomson Reuter Web of Science’ were searched. The search engine of Institute for Scientific Information (ISI) Web of Science (WoS) was used in the advanced mode by typing ‘IS=ISSN number’ to identify publications in the journal. By typing ‘IS=ISSN number AND CU=Turkey’, Turkish papers on anaesthesiology were found. If Turkish and non-Turkish authors had collaborated, the article was included in the search when the corresponding author had provided a Turkey-based address. The catalogue information and statistics were used to determine Turkish publications as the percentage of total publications and the annual mean number of Turkish publications. In WoS, ‘SU=anesthesiology’ was used to determine the number, country, year and topic distributions of publications from 1975 to date and within the last 10 years. The citation numbers and h-indices were determined based on the country for publications within the last 10 years.
Results: From 1975 to the early 2000s Turkey was 20th in the list of countries with highest number of publications on anaesthesiology, however in the last 10 years Turkey moved up to 18th place. Its mean citation number has been 4.64, and it remains the 2nd lowest country pertaining to citations among the 22 countries with the most number of publications. According to the percentage of publications in the field of anaesthesiology, the journals with highest rate of Turkish publications were Revista Brasileira de Anestesiologia, European Journal of Anaesthesiology and Journal of Anesthesia.
Conclusion: In the field of anaesthesiology, the highest number of articles from Turkey was published in Revista Brasileira de Anestesiologia, European Journal of Anaesthesiology and Journal of Anesthesia. The mean citation number from these publications was 4.64.

8.
Elektif Sezaryen Ameliyatlarında Anestezi Yönteminin Preoperatif Anksiyete Düzeylerine Etkisi
Effect of Anaesthesia Method on Preoperative Anxiety Level in Elective Caesarean Section Surgeries
Mahmut Akildiz, Yakup Aksoy, Ayhan Kaydu, Cem Kıvılcım Kaçar, Ömer Fatih Şahin, Zeynep Baysal Yıldırım
doi: 10.5152/TJAR.2017.58966  Sayfalar 36 - 40 (481 kere görüntülendi)
Amaç: Bu çalışmada; elektif sezaryen planlanan gebelerde anestezi yönteminin preoperatif anksiyete düzeylerine olan etkisi incelendi.
Yöntemler: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı’na 2011-2012 yılları arasında başvuran, elektif sezaryen operasyonu yapılacak Amerika Anesteziyoloji Cemiyeti (ASA) II, 18-45 yaş arası 100 gebe çalışmaya alındı. Bu gebeler her bir grupta 50 hasta olacak şekilde genel anestezi (GA) ve spinal anestezi (SA) grubu olarak iki gruba ayrıldı. Hastalar preoperatif değerlendirilip demografik verileri kaydedildikten sonra anksiyete değerlerini ölçmek için her bir hastaya STAI TX-1 formu dolduruldu.
Bulgular: İki grup arasında yaş, gebelik haftası, gebelik sayısı, yaşayan çocuk sayısı ile eğitim durumları arasında anlamlı fark bulunmadı (p>0,05). Spinal anestezi grubunda ortalama anksiyete puanı Genel Anestezi grubuna göre anlamlı olarak yüksek bulundu (p<0,05).
Sonuç: Spinal anestezi uygulanan obsteterik hastaların genel anestezi alan hastalara göre preoperatif dönemde anksiyete düzeylerinin yüksek olduğu saptandı. Bu nedenle spinal anestezi planlanan sezaryen operasyonlarında preoperatif anksiyeteye yönelik önlemlerin alınması gerektiği sonucuna varıldı.
Objective: In this study, the effect of the anaesthesia method on preoperative anxiety in parturients scheduled to undergo elective caesarean surgery was investigated.
Methods: After Dicle University Ethics Committee approval, 100 American Society of Anesthesiologists (ASA) II parturients, aged between 18 and 45 years, were included in this study from 2011 to 2012 at the Dicle University Faculty of Medicine, Department of Anaesthesiology. The parturients were divided into two groups, with 50 patients in each group: general anaesthesia (GA) and spinal anaesthesia (SA). Patients were evaluated during the preoperative visit. Demographic data and STAI TX-1 form to measure preoperative anxiety were recorded.
Results: There were no significant differences between the two groups in maternal age, gestational age, level of education and number of children (p>0.05). The average anxiety score was significantly higher in the SA group than in the GA group (p<0.05).
Conclusion: In conclusion, spinal anaesthesia is associated with a higher preoperative anxiety level than general anaesthesia in obstetric patients. Therefore, it is necessary to take prevention against preoperative anxiety for the patients undergoing caesarean section surgeries under spinal anaesthesia.

9.
Acil Sezaryen Operasyonlarında Genel ve Spinal Anestezinin Hasta Memnuniyeti Yönünden Karşılaştırılması
Comparison of Patient Satisfaction Between General and Spinal Anaesthesia in Emergency Caesarean Deliveries
Arzu Açıkel, Tülün Öztürk, Aslı Göker, Gonca Gül Hayran, Gönül Tezcan Keleş
doi: 10.5152/TJAR.2017.38159  Sayfalar 41 - 46 (349 kere görüntülendi)
Amaç: Obstetrik anestezi, sağlıklı bebek doğumunu sağlamak yanında anne için rahat bir cerrahi işlem sağlanmasını amaçlar. Bu araştırma, acil sezeryan geçiren kadınlarda derlenme kalitesi ve hasta memnuniyeti açısından spinal ve genel anestezinin karşılaştırılmasını amaçlamaktadır.
Yöntemler: Bu prospektif, tek-kör, kesitsel klinik çalışmaya toplam 100 hasta dahil edildi. Hastalar spinal (n=50) ve genel (n=50) anestezi gruplarına ayrıldı. Derlenme skoru, ağrı ve memnuniyet sırasıyla, postoperatif 24. saatte derlenme kalitesi skoru (QoR-40), vizüel analog skalası (VAS) ve nümerik derecelendirme skalası (NRS) ile değerlendirildi.
Bulgular: Spinal anestezi grubunda toplam QoR-40 skorları anlamlı yüksek ve cerrahi süresi anlamlı olarak daha uzundu (medyan skorlar: 194,5'e 179,0; p<0,001 ve ortalama±SS 69,0±13,3'e 62,7±13,4 dakika; p=0,02). Gruplar arasında VAS ve NRS skorları arasında istatistiksel anlamlı fark yoktu.
Sonuç: Acil sezeryan doğumlarda hem spinal hem de genel anestezinin avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Spinal anestezi derlenme süresini hızlandırır ve annenin normal yaşamına daha erken dönebilmesini sağlarken, genel anestezinin kısa başlangıç süresi vardır. Hasta memnuniyeti açısından bu iki yöntem için fark bulunmamaktadır.
Objective: Obstetric anaesthesia aims to deliver a healthy baby as well as render a comfortable operation for the mother. This study compared general and spinal anaesthesia in terms of the quality of recovery and patient satisfaction in women undergoing emergency caesarean deliveries.
Methods: In total, 100 patients were enrolled in this prospective, single-blind, cross-sectional clinical study. Patients were divided into spinal (n=50) and general (n=50) anaesthesia groups. The recovery score, pain and satisfaction were evaluated by Quality of Recovery Score (QoR-40), Visual Analogue Scale (VAS) and Numeric Rating Scale (NRS) at 24 hours postoperatively.
Results: The total QoR-40 scores were significantly higher and the total operation time was longer in the spinal anaesthesia group (median score: 194.5 vs. 179.0, p<0.001 and mean±SD: 69.0±13.3 vs. 62.7±13.4 minutes, p=0.02, respectively). There was no significant difference in VAS and NRS scores between the groups.
Conclusion: Both spinal anaesthesia and general anaesthesia have advantages and disadvantages in terms of emergency caesarean deliveries. Spinal anaesthesia speeds up the recovery time and enables the mother to return to normal life earlier, while general anaesthesia has a short initiation time and does not affect patient satisfaction.

10.
Ameliyathanelerde Anestetik ve Vazopressör İlaçların Bakteriyel Kontaminasyonu
Bacterial Contamination of Anaesthetic and Vasopressor Drugs in the Operating Theatres
Rongrong Rueangchira - Urai, Panthila Rujirojindakul, Alan Frederick Geater, Edward Mcneil
doi: 10.5152/TJAR.2017.21703  Sayfalar 47 - 52 (296 kere görüntülendi)
Amaç: Bu çalışmanın amacı, ameliyathanelerde kullanım öncesi ve sonrası anestetik ve vazopressör ilaçlarda meydana gelen bakteriyel ve fungal kontaminasyon insidansını belirlemekti.
Yöntemler: Bu kesitsel çalışma bir üniversite hastanesinin ameliyathanelerinde gerçekleştirilmiştir. Propofol, veküronyum ve efedrin olmak üzere üç farklı ilaçtan 945 numune, 20 ameliyathane ve kalan ilaçların depolandığı buzdolaplarından alındı. Her bir ilaç kullanım öncesi ve kullanım sonrası olmak üzere iki gruba ayrıldı. Hasta ilacı almadan önce, kullanım öncesi ilaçların kültürü yapıldı. Kullanım sonrası ilaçların kültürleri, hasta ilacı aldıktan sonra veya ilaçlar diğer şırıngalara transfer edildikten sonra yapıldı. Kültür sonuçları pozitif ya da negatif olarak raporlandı.
Bulgular: Dokuz yüz kırk beş ilaç numunesinden 26’sında (%2,8, %95 güven aralığı=%1,8–%4,0) pozitif kültür elde edildi. Üç yüz on yedi propofol numunesinden 20’sinde (%6,3) bakteriyel kontaminasyon tespit edildi. Bunlardan 11’i kullanım öncesi gruptayken 9’u kullanım sonrası gruptaydı. Üç yüz on sekiz efedrin numunesinden 6’sında (1’i kullanım öncesi grupta ve 5’i kullanım sonrası grupta) kültür pozitif bulundu. Veküronyum numunelerinden pozitif kültür elde edilmedi. Tüm organizmalar nonpatojenikti ve fungal kontaminasyon gözlenmedi.
Sonuç: Anestetik ve vazopressör ilaçlarda bakteriyel kontaminasyon insidansı %2,8 olarak bulundu. Anestezi grupları sonraki kullanım için hazırlanan anestetik ilaçlarda oluşabilecek kontaminasyon probleminin farkında olmalıdırlar. Kontaminasyon riskini azaltmak için, hastalara ilaç uygulama yöntemlerini geliştirmelidirler.
Objective: The aim of this study was to determine the incidence of bacterial and fungal contamination in anaesthetic and vasopressor drugs before and after use in operating theatres.
Methods: A cross-sectional study was conducted in the operating theatres of a university hospital. We collected 945 samples of three different drugs, namely, propofol, vecuronium and ephedrine, from 20 operating rooms and refrigerators where the unused drugs were stored. Each drug was divided into two groups, the pre-use group and the post-use group. The pre-use drugs were cultured before the patient received the drug. The post-use drugs were cultured after the patient had received the drug or after the drugs had been transferred to other syringes. The culture results were reported as either positive or negative.
Results: Out of the 945 drug samples, 26 (2.8%, 95% confidence interval=1.8%–4.0%) gave a positive culture. Of the 317 propofol samples, 20 (6.3%) were found to have bacterial contamination, 11 in the pre-use group and 9 in the post-use group. Of the 318 ephedrine samples, 6 (1.9%) were found to be positive on culture, one in the pre-use group and five in the post-use group. Vecuronium gave no positive cultures. All organisms were non-pathogenic, and no fungal contamination was found.
Conclusion: The incidence of bacterial contamination in anaesthetic and vasopressor drugs was 2.8%. Anaesthetic teams must be aware of contamination issues in anaesthetic drugs that have been prepared for later use and, in order to reduce the risk of contamination, they must improve the methods of administering drugs to patients.

OLGU SUNUMU
11.
Art Arda Gelen İki Vaka Hakkında Ne Öğrenebiliriz? Droperidol TcMEP’i Engelleyebilir mi?
What Can We Learn From Two Consecutive Cases? Droperidol May Abolish TcMEPs
Ángel Saponaro González, Pedro Javier Pérez Lorensu, Santiago Chaves Gómez, Josué Francisco Nodarse Medina, Jose Ángel Torres Dios
doi: 10.5152/TJAR.2016.50336  Sayfalar 53 - 55 (635 kere görüntülendi)
Droperidol postoperatif bulantı ve kusmayı önlemek amacıyla Avrupa’da şu an kullanılan bir D2 reseptör antagonisttir. 2001 yılında kardiyovasküler yan etkilerinden dolayı FDA kara kutu uyarısı ile kullanımı engellenene kadar fentanil ile kombine edilerek nörolept anestezi için kullanıldı. Droperidolün elektriksel stimulasyonun neden olduğu TcMEP üzerindeki etkileriyle ilgili literatür verisi bulunmamaktadır. Bu çalışmada TcMEP’in droperidol uygulamasından dolayı yok olduğu iki omurga cerrahisi vakası sunulmaktadır. İlk olarak, düzeltme ameliyatı olan 4 yaşındaki skolyoz hastası bir erkek çocuğu vakasını ve sonra da D8 vertebralara metastazı olan ve kifoz düzeltme ameliyatı geçiren 58 yaşındaki bir bayan hastayı sunduk. Transkraniyel motor uyarılmış potansiyeller (TcMEP) ve somatosensoriyel uyarılmış potansiyeller (SEP) ile, intraoperatif nörofizyolojik monitorizasyon gerçekleştirildi. Intraoperatif nörofizyolojik monitorizasyon (IONM), SEP değişiklikleri olmaksızın, droperidol uygulamasıyla aynı zamanda meydana gelen geçici bir TcMEP kaybı ortaya koydu. TcMEP stimülasyonu parametreleri, çift nabız atımlarıyla değiştirildi, yanıtlar alındı. Droperidol uygulamasından 5 dakika sonra TcMEP değeri başlangıç değeriyle eşitti. Postoperatif bulantı için profilaksi olarak kullanılan droperidol TcMEP’i engeller. Stimulasyon parametrelerinin çift diziyle değiştirilmesi ile problem çözülebilir.
Droperidol is a D2 receptor antagonist currently used in Europe for preventing postoperative nausea and vomiting. It was used to perform neurolept anaesthesia in combination with fentanyl until a Food and Drug Administration (FDA) ‘black box’ warning restricted its use due to cardiovascular side effects in 2001. There is no literature regarding the effects of droperidol on transcranial motor evoked potentials (TcMEPs) elicited by electrical stimulation. Our aim was to report two cases of spine surgery in which TcMEPs were lost due to droperidol administration. We report the cases of a 4-year-old male with scoliosis undergoing correction and a 58-year-old woman with metastasis on the D8 vertebrae undergoing kyphosis correction. Intraoperative neurophysiological monitoring was achieved through TcMEPs and somatosensory evoked potentials (SEPs). Intraoperative neurophysiological monitoring (IONM) showed a temporal loss of TcMEPs without SEPs changes coinciding with the administration of droperidol. TcMEP stimulation parameters were changed to double train of pulses, with the aim to elicit them, obtaining responses. Five minutes after droperidol administration, TcMEPs were equal to those at baseline. Droperidol used as prophylaxis for postoperative nausea abolishes TcMEPs. Changing stimulation parameters to double train of pulses, it allows to bypass droperidol central action, achieving monitorable TcMEPs.

EDITÖRE MEKTUP
12.
Hedefe Yönelik Sıvı Tedavisi: Aklın Bilmediği ve Gözün Göremediği Nedir?
Goal-Directed Fluid Therapy: What the Mind Does Not Know, the Eye Cannot See
Joshua A. Bloomstone, Randal O. Dull, Lais H. C. Navarro
doi: 10.5152/TJAR.2017.24013  Sayfalar 56 - 58 (362 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

13.
Dr. Hedenstierna ile Pelosi’nin İntraoperatif Ventilasyon ve Pulmoner Sonuçları Konusundaki Lehte ve Aleyhte Makaleleri Hakkında Bazı Düşünceler
Some Considerations Regarding the Pro and Con articles between Drs. Hedenstierna and Pelosi on Intraoperative Ventilation and Pulmonary Outcomes
Carlos Luis Errando
doi: 10.5152/TJAR.2017.84770  Sayfalar 59 - 62 (307 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin

14.
Parsiyel FXI Eksikliği Olan Gebede Sezaryenle Doğum İçin Spinal Anestezi
Spinal Anaesthesia for Caesarean Delivery in a Parturient with Partial FXI Deficiency
Berrin Günaydın, Aykut Özek, Fırat Büyüktaşkın, Naciye Özterlemez
doi: 10.5152/TJAR.2017.76892  Sayfalar 63 - 64 (318 kere görüntülendi)
Makale Özeti | Tam Metin PDF | İngilizce Tam Metin