Turk J Anaesthesiol Reanim: 41 (1)
Cilt: 41  Sayı: 1 - Şubat 2013
Özetleri Gizle | << Geri
EDITÖRDEN
1.
Editörden
Editorial
Yalım Dikmen
Sayfalar I - II

KLINIK ARAŞTIRMA
2.
Torakotomi Sonrası Ağrı Tedavisinde Meperidin veya Morfin ile İntravenöz Hasta Kontrollü Analjezi Uygulamalarının Karşılaştırılması
The Comparison of Intravenous Patient Controlled Analgesia with Meperidine or Morphine for Pain Management after Thoracotomy
Gönül Sağıroğlu, Osman Gazi Kiraz, Ayşe Baysal, Tamer Sağıroğlu, Elif Çopuroğlu, Burhan Meydan, Volkan Yüksel, Ahmet Coşkun Özdemir, Serhat Hüseyin
doi: 10.5152/TJAR.2013.1  Sayfalar 1 - 6
AMAÇ: Torakotomi ile yapılan ameliyatlardan sonra intravenöz hasta kontrollü analjezi (İHKA) ile meperidin veya morfin uygulamalarının hemodinamik parametreler ve ağrı kontrolü üzerine etkilerinin postoperatif erken dönemde karşılaştırılması.
YÖNTEMLER: Yüz kırk hasta (ASA I-III) prospektif çalışmada randomize olarak meperidin (Grup 1) ve morfin (Grup 2) gruplarına ayrıldı. Postoperatif ilk 24 saatteki İHKA kullanımı; Grup 1’de, 50 mg yükleme dozu, 7 mg sa-1 bazal infüzyon, 5 mg bolus dozunda Grup 2’de ise, 5 mg yükleme dozu, 0,5 mg sa-1 bazal infüzyon, 0,5 mg bolus dozunda uygulanırken, kilit zamanı 15’er dakikaydı. Toplanan veriler; sistolik, diastolik ve ortalama kan basınçları, kalp atım hızı, nabız oksimetresi satürasyonu, vizüel analog skala (VAS) ve Ramsey sedasyon skala değerleri, total ve ek analjezikler ile yan etkilerdi.
BULGULAR: Grup 1’in 2, 4, 16. saat VAS değerleri Grup 2’ye göre anlamlı derecede yüksekti (p=0,08; p=0,014; p=0,031). Grup içi karşılaştırmalarda, her iki grupta da postoperatif bazal değere göre diğer tüm saatlerdeki VAS değerleri istatistiksel anlamlı düzeyde düşüktü (p=0,0001). Grup 1’in total ve ek doz morfin tüketimi (%25 tam olmayan çapraz toleransa göre hesaplanan morfin eşdeğer doz karşılığı) Grup 2’den yüksek bulundu (p=0,001, p=0,0001). Grup 1’in postoperatif 2, 4, 8, 16. saatlerdeki sistolik ve ortalama kan basıncı değerleri ile postoperatif 2, 4, 8. saat diastolik kan basıncı değerleri Grup 2’den yüksekti (p<0,05). Hipotansiyon insidansı, Grup 1’de (%7,1) Grup 2’den (%18,6) daha azdı (p=0,043).
SONUÇ: Torakotomi ağrısında İHKA yöntemiyle verilen morfin tedavisi ile meperidinden daha iyi analjezik etkinlik elde edilebilir. Morfin analjezisinde hipotansiyon oluşması ilacın İHKA’da kullanımını sınırlamakta ve dikkatli bir yaklaşımı gerektirmektedir.
OBJECTIVE: To compare the effects of intravenous patient controlled analgesia(IV-PCA) with meperidine or morphine on hemodynamic parameters and pain control after thoracotomy operations.
METHODS: In this prospective study, 140 patients (ASA I-III) were randomly divided into meperidine (Group 1) and morphine (Group 2) groups. For IV-PCA in the postoperative first 24 hours, in Group I; a 50 mg loading dose, 7 mg hr-1 basal infusion, 5 mg demand dose, while, in Group II; a 5 mg loading dose, 0.5 mg hr-1 basal infusion, 0.5 mg demand dose was given,and the lock-out time was 15 minutes for both groups. The collected parameters included; systolic, diastolic, mean arterial blood pressures, heart rate, pulse-oximeter saturation, visual analog scala (VAS) and Ramsey sedation scale scores, total and additional analgesics amounts and side effects.
RESULTS: The VAS scores at 2, 4, 16. hours in Group 1 were significantly higher than in Group 2 (p=0.08; p=0.014; p=0.031). Within group analysis revealed decreased VAS scores in comparison to preoperative values in both groups (p=0.0001). Total and additional doses of morphine in Group 1 (calculated equivalent morphine dose depending on 25% incomplete cross tolerance) were higher than Group 2 (p=0.001, p=0.0001). Systolic, mean blood pressures at 2, 4, 8, 16 hours and diastolic blood pressures at 2, 4, 8 hours were higher in Group 1 when compared to Group 2 (p<0.05). The incidence of hypotension in Group 1 was 7.1%, being lower than Group 2 (18.6%; p=0.043).
CONCLUSION: During post-thoracotomy pain therapy, IV-PCA with morphine provides more efficient analgesia than with meperidine. However, as hypotension is more commonly observed with morphine, its use is limited and requires a cautious approach.

3.
Doğu Akdeniz Bölgesindeki Anestezi Hekimlerinde Tükenmişlik Sendromunun Araştırılması
Investigation of the Burnout Syndrome Among the Eastern Mediterranean Region Anaesthesiologists
Sevgi Beyhan, Yasemin Güneş, Mediha Türktan, Dilek Özcengiz
doi: 10.5152/TJAR.2013.2  Sayfalar 7 - 13
AMAÇ: Bu çalışmada, Doğu Akdeniz bölgesinde çalışan anestezi ve reanimasyon hekimlerinde tükenmişlik düzeylerinin değerlendirilmesi amaçlandı.
YÖNTEMLER: Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Etik Kurul onayı alındıktan sonra, Adana ve çevresinde görev yapan anestezi ve reanimasyon uzmanları ile uzmanlık eğitim süresi 1 yılın üzerinde olan araştırma görevlisi 88 hekim çalışmaya dahil edildi. Katılımcılarda duygusal tükenme duyarsızlaşma ve kişisel başarıyı araştıran Maslach Tükenme Ölçeği (MTÖ) ile kişisel özellikler alışkanlıklar ve çalışma koşullarını araştıran sosyodemografik veri toplama formu ile değerlendirilmeye alındı. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 18.0 paket programı kullanıldı
BULGULAR: Anestezistlerin %30,7’si (n=27) asistan iken %68,2’si (n=60 ) uzmandı. Katılımcılar yaş gruplarına göre değerlendirildiğinde; en yüksek MTÖ-DT puanı (20,09±6,38), en yüksek MTÖ-DYS puanı (7,64±3,64) ve en yüksek MTÖ-KB puanı (11,50±2,68 ) 25-30 yaş grubundaydı. Sigara içimi, uyku düzensizliği, belirli bir hobiye sahip olmama, kamu hastanelerinde çalışma, aylık nöbet sayısının 6-10 arasında olmasının tükenmişlik ile ilişkili olduğu belirlendi.
SONUÇ: Nöbet sayısının azaltılması, sigara içmeme, düzenli bir uyku tükenmişlik seviyesini azaltabilir. Çalışma şartlarının düzeltilmesi, eğitime önem verilmesi, psikolojik destek ve organizasyona ait düzenlemeler tükenmişliğin etkin olarak önlenmesine katkıda bulunacaktır.
OBJECTIVE: The aim of this study was to assess levels of the burnout syndrome among the Eastern Mediterranean Region anaesthesiologists
METHODS: After obtaining the approval of the Çukurova University Faculty of Medicine ethics committee, anaesthesia and reanimation physicians in the East Mediterranean Region and residents who were working more than one year in the at Cukurova University anaesthesia and reanimation units were included in this study. Emotional exhaustion, depersonalization and personal success were evaluated with Maslach Burnout Inventory (MBI). The personal characteristics, habits and working conditions were evaluated with the socio-demographic data collection form. SPSS 18.0 package program was used for statistical analysis of the data.
RESULTS: : Sixty (68.2%) physicians and twenty-seven (30.7%) residents were included this study. Burnout scores were not affected by gender, marital status, alcohol abuse, chronic illness. MBI-EE (emotional exhaustion) score (20.09±6.38), MBI-D (depersonalization) score (7.64±3.64) and MBI-NW score (11.50±2.68) were significantly higher in 25-30 age group. In addition, burnout was related to smoking, sleep disturbance, working at a public hospital, not having a hobby, the number of night shifts between 6-10, being a resident.
CONCLUSION: Burnout levels may decrease with reduction of the number of shifts, having a hobby, no smoking, and a regular sleep pattern. Regulation of working conditions, concentrating on education, psychological support and organizational arrangements would effectively contribute to the prevention of burnout.

4.
Timpanoplasti ve Timpanomasteidektomi Ameliyatlarında Deksmedetomidin ve Remifentanil’in Hemodinami, Uyanma ve Derlenme Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması
Comparison of the Effects of Dexmedetomidine and Remifentanyl on Haemodynamics, Awakening and Recovery in Tympanoplasty and Tympanomasteidectomy
Şaziye Ebru Adıgüzel, Öznur Şen, Gülay Özkaya, Gülşen Bican
doi: 10.5152/TJAR.2013.3  Sayfalar 14 - 17
AMAÇ: Timpanoplasti ve timpanomastoidektomi operasyonlarında uygulanan kontrollü hipotansiyonda deksmedetomidin ve remifentanilin hemodinami, uyanma, derlenme ve Aldrete derlenme skoru üzerine olan etkileri araştırıldı.
YÖNTEMLER: Timpanoplasti ve timpanomasteidektomi ameliyatı geçiren ASA I-II grubu 50 olgu rastgele iki gruba (deksmedetomidin ve remifentanil grubu) ayrıldı. Deksmedetomidin grubuna (Grup D) 1 µg kg-1 yükleme dozu 10 dakikada uygulandıktan sonra, 0,5 µg kg-1h-1 hızında infüzyon, remifentanil grubuna (Grup R) ise 0,2 µg kg-1dk-1 hızında yükleme yapıldıktan sonra aynı dozda idameye devam edildi. İlk hemodinamik parametreler, bazal değerler olarak kaydedildi. Daha sonra bolus sonrası, entübasyon sonrası ve peroperatif hemodinamik parametreler her 15 dakikada bir ölçülerek kaydedildi. Ameliyat sonunda cilt dikişlerine gelindiğinde, infüzyonun kesildiği andaki hemodinamik parametreler kaydedildi. Ekstübasyon öncesi ve sonrasında, ayrıca ekstübasyon sonrası 60. dakikaya kadar her 5 dakikada bir parametreler kaydedildi. İnfüzyon kesildikten ne kadar sonra spontan solunumun başladığı, göz açma zamanı, ekstübasyon zamanı, komutlara uyma zamanı kaydedildi. Ekstübasyondan 30 dakika sonra Aldrete derlenme skoru değerlendirildi.
BULGULAR: Gruplar arasında bazal değerler ve ekstübasyon sonrası kalp atım hızı (KAH) ve ortalama arter basıncı (OAB) değerleri açısından her iki grupta da fark yoktu. Olguların spontan soluma, göz açma, emirleri yerine getirme, ekstübasyon zamanı ve Aldrete derlenme skoru düzeyleri arasında da fark bulamadık.
SONUÇ: Deksmedetomidin ve remifentanilin, kontrollü hipotansiyon oluşturmada birbirlerine üstünlükleri olmadığı ve kontrollü hipotansiyon oluşturmada güvenli olarak kullanılabileceğini savunmaktayız.
OBJECTIVE: The aim of this study is to compare the effects of deksmededetomidin and remifentanyl which are used to induce controlled hypotension, on peroperative haemodynamic chages, awakening, and recovery time and Aldrete sedation score in tympanoplasty- tympanomastoidectomy surgery.
METHODS: This randomized double blind study was conducted with 50 ASA I-II patients scheduled for tympanoplasty-tympanomastoidectomy surgery. The patients were randomly allocated to one of 2 groups: Group R and Group D. Group R received remifentanil HCL at the rate of 0.2 mg kg-1 min-1 and Group D received deksmedetomidin at the loading dose of 1 mg kg-1 within 10 minutes. The first haemodynamic parameters of the patients were recorded as basal values, after bolus infusion and intubation and during the perioperative period were recorded every fifteen minutes. At the end of surgery, before and after extubation, and also until 60th minute after extubation, parameters were recorded every 5 minutes. The number of minutes elapsed before patients had spontaneous inspiration after infusion was stopped, opened their eyes, were extubated and were able to obey commands were all recorded. Aldrete sedation score was evaluated at the postoperative 30th minute.
RESULTS: There were no differences between the two groups with respect to basal values and post-extubation heart rate and mean arterial pressure values, beginning of spontaneous inspiration, eye opening, obeying commands, extubation time and Aldrete Sedation Score levels.
CONCLUSION: We concluded that there was no superiority of deksmedetomidine or remifentanilin to each other in inducing controlled hypotension and also, they can be safely used for this purpose.

5.
Pregabalinin Aksiller Blok Sonrası Analjeziye Etkisi
Effects of Pregabalin on Postoperative Analgesia after Axillary Block
Özden Pürcü, Belgin Yavaşcaoğlu, Fatma Nur Kaya, Alp Gurbet, Suat Türkcan, Gültekin Orhan
doi: 10.5152/TJAR.2013.4  Sayfalar 18 - 23
AMAÇ: Bu çalışmada; aksiller blok ile el ve ön kol cerrahisi geçirecek olgularda, ameliyattan 1 saat önce tek doz alınan 150 mg pregabalinin; blok özellikleri ve postoperatif analjezi üzerine etkisinin değerlendirmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER: Çalışmaya dahil edilen 60 olgu randomize olarak iki gruba ayrıldı; Grup P’ye (n=30) cerrahiden 1 saat önce 150 mg pregabalin ve Grup K’ya (n=30) plasebo tablet verildi. Rutin monitörizasyon sonrası aksiller blok uygulandı. Tüm olguların solunum ve hemodinamik parametreleri, aksiller blok özellikleri, sedasyon skorları, postoperatif ağrı şiddeti, ilk ağrı başlama ve ilk analjezik gereksinim zamanları kaydedildi.
BULGULAR: Hemodinamik ve solunum ile ilgili değişkenler, aksiller blok özellikleri, postoperatif ağrı başlama ve ilk analjezik gereksinim süreleri gruplar arası benzer bulunurken; postoperatif dönemde kaydedilen ağrı skorları, 4. ve 6. saatlerde Grup P’de daha düşük bulundu (p=0,002, p=0,002). Ayrıca ilk 24 saatte Grup K’da bir olgunun, Grup P’de ise dokuz olgunun analjezik gereksinimi olmadı (p=0,012).
SONUÇ: Periferik rejyonal blok ile cerrahi uygulanacak olgularda cerrahiden 1 saat önce tek doz 150 mg pregabalinin; postoperatif ağrıyı ve analjezik gereksinimini azalttığı kanısındayız.
OBJECTIVE: To evaluate the effects of preoperative, single dose 150 mg Pregabalin on block characteristics and postoperative analgesia in patients who undergo hand and forehand surgery with axillary block.
METHODS: Sixty patients were randomly divided into two groups: Group P (n=30) received 150 mg Pregabalin and Group K (n=30) received a placebo capsule 1 hour before the surgery. After routine monitoring, axillary block was performed. Respiratory and haemodynamic parameters, block characteristics, sedation scores, severity of postoperative pain, time of onset of postoperative pain and analgesic requirement time were recorded.
RESULTS: While the haemodynamic parameters, characteristics of axillary block, onset of postoperative pain and analgesic requirement time were similar between the groups, postoperative 4th and 6th hour pain scores were lower in Group P (p=0.002, p=0.002). Also one patient in Group K and nine patients in Group P did not require any analgesics in the first 24 hour (p=0.012).
CONCLUSION: We concluded that a single dose of 150 mg Pregabalin, given one hour before axillary block, reduces postoperative pain and analgesic requirements in the early postoperative period

OLGU SUNUMU
6.
Spinal Anesteziyi Takiben Gelişen Abdusens Sinir Paralizisi
Abducens Nerve Paralysis Following Spinal Anesthesia
Ayten Saraçoğlu, Kemal Tolga Saraçoğlu, Murtaza Çakır, Zeynep Çakır
doi: 10.5152/TJAR.2013.5  Sayfalar 24 - 26
Spinal anestezinin komplikasyonları arasında 6. sinir paralizisi ender görülmektedir. Sinirin ekstrakraniyal uzun seyri nedeniyle subaraknoid enjeksiyonlar sırasında hasarlanma ihtimali bulunmaktadır. Sıklıkla 4. günden sonra ortaya çıkan semptomlar oküler kas paralizisi sonucunda belirmektedir ve haftalar ila aylar içerisinde spontan olarak gerilemektedir. ‘’Double j üreter kateterizasyonu’’ operasyonu için spinal anestezi uygulanan ve ardından abdusens sinir paralizisi gelişen olgumuzu sunmaktayız
Among the complications of spinal anaesthesia, 6th cranial nerve palsy occurs rarely. There is a possibility of encountering nerve injury during subarachnoid injections due to a long extracranial course. The symptoms appear as a result of ocular muscle paralysis. These symptoms often begin after the 4th day and spontaneous recovery lasts for weeks to months. We present a case in which Nervous Abducens palsy occurred following spinal anaesthesia for double j ureteral catheter placement surgery.

7.
Mastositozlu Yanık Hastası Çocuğa Anestezi Yaklaşımı
Anaesthetic Approach to Burned Child with Mastocytosis
Zeliha Korkmaz Dişli, Ayşe Heves Karagöz, Turgay Öcal, Elif Başgül
doi: 10.5152/TJAR.2013.6  Sayfalar 27 - 29
Mastositoz, mast hücrelerinin dokulara infiltrasyonu ile karakterize geniş bir hastalık grubunu içerir. Mast hücreleri, anafilaksi oluşumunda etkili olduğundan, mastositozlu hastalarda anafilaksi ataklarının oluşma riski artmıştır. Klinik gidiş ılımlı veya agresif olabilmektedir. Perioperatif idare, multidisipliner yaklaşımı gerektirir. Bu olguda mastositozlu bir hastadaki perioperatif anestezi yaklaşımından bahsedilmektedir.
Mastocytosis is characterized by infiltration of mast cells to the tissues and includes a wide spectrum of clinical entities. Mast cells are instrumental in mediating anaphylaxis and patients with mastocytosis are at risk to develop provoked and unprovoked episodes of anaphylaxis. The clinical outcome may be bening or aggressive. Their perioperative management involves a multidisciplinary approach. In this case report, we present perioperative anesthetic management of a patient with mastocytosis.

EDITÖRE MEKTUP
8.
Cornelia de Lange Sendromu-Olgu sunumu
Cornelia de Lange Syndrome-Case report
Emin Banu Erten Tol, Eren Fatma Akçıl, Özlem Korkmaz Dilmen, Güniz Meyancı Köksal, Ercüment Yentür, Yusuf Tunalı
doi: 10.5152/TJAR.2013.7  Sayfalar 30 - 31
Makale Özeti | Tam Metin PDF

9.
Çoklu Vital Organ Etkilenimli Şiddetli Elektrik Çarpması Olgusuna Yaklaşım
Management of A Case of Severe Electrical Burn, With Multiple Vital Organ Injuries
Müge Koşucu, İlker Coşkun, Ahmet Eroğlu
doi: 10.5152/TJAR.2013.8  Sayfalar 32 - 33
Makale Özeti | Tam Metin PDF